Uç örnek olarak Homo Erectus‘u kendimize milat alsak iki milyon yıllık maceramızdan ve varoluş mücadelemizden vazgeçiyoruz. ‘Vazgeçiyoruz’ diyorum. Yazının ilerleyen bölümlerinde bu konuyu açacağım ve bana hak vereceğinizi düşünüyorum çünkü insanlık tarihimizde ilk defa kendi düşünme yeteneğimizi aşan bir teknoloji geliştiriyoruz ve dönüşüyoruz. Üstelik bu dönüşüm öyle hızlı gerçekleşiyor ki kazandığımız yetenekler ile kaybetmeye başladığımız becerilerin ne kadar farkındayız ve neye dönüşüyoruz orası oldukça tartışmalı. Peki sizce bu gelişmenin sonunda daha akıllı bir insanlık mı ortaya çıkacak, yoksa düşünmeyi giderek unutan bir nesil mi?
Artık yalnızca bilgiye ulaşmak, hesaplama yapmak veya rutin işlerimizi kolaylaştırmak için teknolojiden yararlanmıyoruz. Doğrudan düşünme, yorumlama, üretme ve karar verme süreçlerimizi de yapay zekayla paylaşıyoruz. Hesap makineleri zihinsel hesaplama alışkanlıklarımızı, navigasyon sistemleri yön bulma becerilerimizi, arama motorları ise bilgiyi hafızamızda tutma ihtiyacımızı değiştirmişti. Ancak yapay zeka bunlardan epey farklı. Çünkü bu defa yalnızca yaptığımız işleri değil, o işleri yaparken kullandığımız zihinsel süreçleri de teknolojiye devrediyoruz.
İşin literatür tarafına baktığımızda bu konuda oldukça ilgi çekici araştırmalar var. Örneğin MIT Media Lab tarafından 2025 yılında yayımlanan Your Brain on ChatGPT araştırmasında, katılımcıların yapay zeka kullanarak ve kullanmadan yazı yazma süreçleri karşılaştırılmış. EEG ölçümlerinde yapay zeka kullanan grubun beyin bağlantısallığının diğer gruplara göre daha düşük olduğu, ayrıca katılımcıların kendi yazdıkları metinleri hatırlamakta daha fazla zorlandıkları gözlemlenmiş. Elbette sınırlı sayıda katılımcıyla ve belirli bir görev üzerinden gerçekleştirilen bu araştırma, yapay zekanın insanları daha az zeki hale getirdiğini kanıtlamıyor ama herkesin aklına da karpuz kabuğu düşürmüyor mu? Bir işi daha hızlı ve kolay yapıyor olmamız, o işi yaparken zihinsel yeteneklerimizi de geliştirdiğimiz anlamına geliyor mu?
Benzer bir araştırma Microsoft Research ve Carnegie Mellon Üniversitesi araştırmacıları tarafından gerçekleştirilmiş. 319 bilgi çalışanından elde edilen 936 gerçek kullanım örneğinin değerlendirildiği araştırmada, yapay zekaya duyulan güven arttıkça eleştirel düşünme çabasının azalma eğiliminde olduğu görülmüş. Ancak burada dikkat çekici bir başka nokta var. Yapay zeka kullanımı eleştirel düşünmeyi tamamen ortadan kaldırmıyor, daha çok şeklini değiştiriyor. İnsanlar artık bazı işleri doğrudan yapmak yerine yapay zekanın ürettiklerini kontrol etmeye, doğrulamaya ve birleştirmeye odaklanıyor. Bu bence oldukça önemli bir ayrım. Çünkü gelecekte insanların daha az düşünmesinden çok, ne üzerine düşündüklerinin değişeceği bir döneme giriyor olabiliriz.
Peki bu değişim gerçekten kötü bir şey mi? Bence değil, en azından doğru yönetildiğinde. Örneğin bir yazılımcının saatlerce uğraşacağı rutin bir kodu yapay zekaya yazdırarak zamanını daha karmaşık bir mimari problemi çözmeye ayırması, onun daha az düşündüğü anlamına gelmez diyeceğim ama o daha karışık mimari problemi de artık yapay zeka çözüyor 😮. Benzer şekilde bir doktorun çok sayıda tıbbi veriyi yapay zeka yardımıyla değerlendirmesi veya bir tasarımcının onlarca alternatif arasından daha yaratıcı bir çözüm geliştirmesi de aynı kapsamda düşünülebilir. Burada belirleyici olan yapay zekanın ne kadar iş yaptığı değil, insanın bu süreçte nerede konumlandığı. Yapay zeka bizim yerimize mi düşünüyor, yoksa daha iyi düşünmemize mi yardımcı oluyor? Aradaki fark çok küçük gibi görünse de sonuçları açısından oldukça büyük, çünkü evrim yolculuğumuz ile doğrudan alakalı.
Evrim demişken işte bir de meselenin gelecek nesiller ile ilgili boyutu var ki bence asıl üzerinde durmamız gereken konu bu. Bizler bir problemi çözebilmek için araştırma yapmanın, farklı kaynakları karşılaştırmanın, bazen günlerce uğraşmanın ne anlama geldiğini biliyoruz. Bugünün nesli ise sorularına saniyeler içerisinde, üstelik oldukça ikna edici cevaplar alabiliyor. Şimdi aynı bilgiye ulaşan ama oraya ulaşmak için tamamen farklı zihinsel süreçlerden geçen iki nesil düşünelim. Sizce bu iki neslin düşünme, sorgulama ve problem çözme becerileri aynı şekilde mi gelişecek? Muhtemelen hayır. Üstelik mesele yalnızca eğitimle de sınırlı değil. Bugün kurumlarda başlayan düşünme ve karar verme süreçlerinin yapay zekaya devredilmesi, yarın toplumun çok daha geniş bir kesimine yayılacak. Burada belirleyici olan, teknolojinin bize sunduğu kolaylıklar karşısında hangi zihinsel becerilerimizi kullanmaya devam edeceğimiz olacak. Çünkü bir problemi çözmek için gereken zihinsel çabayı tamamen ortadan kaldırdığımızda, o zihinsel çabayı üreten organ sizce ne olacak? Lamarck’ın kullanma ve kullanmama ilkesi bize ‘Kullanılmayan organ körelir, kullanılan organ gelişir.’ diye öğretmedi mi? Peki modern evrim teorisi de doğal seçilim gibi mekanizmalarla canlıların milyonlarca yıl içerisinde nasıl değiştiğini açıklamıyor mu? Örneğin balinaların atalarının karada yürüyen dört ayaklı memeliler olduğu biliniyor, peki ayaklar nerede? Biraz fazla sorulu oldu ama sizce de biraz fazla tüy ürpertici değil mi? İnsanlık tarihinde daha önce böyle bir teknolojiyle karşılaşmadığımız için bunun milyonlarca yıllık evrim yolculuğumuzda nasıl bir karşılığı olacağını henüz bilmiyoruz.
Bence geleceğin en büyük tehlikesi yapay zekanın insandan daha akıllı hale gelmesi değil, insanın kendi zekasını kullanmaya ihtiyaç duymadığına inanmaya başlaması olacak.
Bunu düşündükçe aklıma hep uzaylı filmlerindeki düşürülen o acayip teknolojili araçların içerisinden çıkarılan yine o acayip et ve yağ yığını gibi görünen kafası büyük uzaylılar geliyor. Düşünmeye ihtiyaçları kalmasa, neden hâlâ bu kadar büyük kafaları var diyeceksiniz. Belki de o kafaların içerisinde bizim bildiğimiz anlamda bir beyin bile yoktur. Kim bilir, belki de milyonlarca yıllık evrim yolculuğunun sonunda kendi zekalarının yerini teknolojiye bırakmış, kafalarının içinde taşıdıkları şey de artık kendi zekaları değil, yapay zekalarıdır.
Bu arada yine filmlerin bize verdiği görüntü ile hallerine bakacak olursak da çok yüksek bir medeniyette mutlulukla yaşar ve de pek öyle hayatından keyif alan bir halleri var gibi görünmüyorlar 🫢. Yani hiç öyle sevgilisine ‘Hadi hafta sonu doğa yürüyüşüne gidelim, hem spor olur hem de gezip görürüz.’ diyecek bir halleri yok. Bu örneği bilerek seçtim çünkü bence günümüz popüler hikayesinin başlangıcı sanayi devrimi ile bizim yavaş yavaş doğadan, yani aslında doğamızdan kopmasıyla başlıyor. Doğa ana ile vedalaşmamızdan başlıyor.
Önümüzdeki yıllarda yapay zekaya erişim sıradanlaşacak, bugün uzmanlık gerektiren pek çok işi yapmak herkes için mümkün hale gelecek. Ancak burada oldukça ilginç bir ayrışma yaşanacağını düşünüyorum. Bir tarafta yapay zekanın sunduğu cevaplarla yetinen, kararlarını ona bırakan ve giderek ona bağımlı hale gelen insanlar; diğer tarafta ise aynı teknolojiyi kendi düşüncelerini geliştirmek, farklı olasılıkları keşfetmek ve daha nitelikli kararlar almak için kullananlar olacak. Belki de geleceğin asıl eşitsizliği bilgiye veya teknolojiye erişimde değil, bağımsız düşünebilme yeteneğinde ortaya çıkacak. Ve sanırım tarihin en büyük ironilerinden biriyle karşı karşıyayız: İnsanın zekasıyla yarattığı en büyük teknolojik başarı, yine insanın kendi zekasını kullanmaktan vazgeçmesine neden olabilecek kadar somut.
Ben insanın, insani özelliklerinin korunması gerektiğini savunanlardanım. Dünyada ve özellikle de ülkemizde etik aşınmaların da yaşandığı bu dönemde ve ilerleyen çağda insan olarak kalmanın yalnızca kromozomal ve genetik anlamda değil ‘insan’ duygusu anlamında da korunması gerektiğini düşünenlerdenim. ‘İnsani dokunuş’ hep var olmalı! Bu düşünce belki de benim en muhafazakar düşüncem 😇. Bu düşünceden yola çıkarak WEB sayfamın da özgeçmişimin de tagline’ı ‘Technology. With a human touch.‘
Akademik Referanslar
1. MIT Media Lab (2025)
Your Brain on ChatGPT: Accumulation of Cognitive Debt when Using an AI Assistant for Essay Writing Task
https://www.media.mit.edu/publications/your-brain-on-chatgpt/
2. Microsoft Research & Carnegie Mellon University (2025)
The Impact of Generative AI on Critical Thinking
https://www.microsoft.com/en-us/research/publication/the-impact-of-generative-ai-on-critical-thinking-self-reported-reductions-in-cognitive-effort-and-confidence-effects-from-a-survey-of-knowledge-workers/
3. Nature Reviews Psychology (2025)
A Cognitive Approach to Human–AI Complementarity in Dynamic Decision-Making
https://www.nature.com/articles/s44159-025-00499-x








Sohbete katıl.